25 Kasım 2010 Perşembe

High Society / Mind-altering drugs in history and culture



Türkçe karşılığını “ilaç” veya “uyuşturucu” olarak kullansak da, etki ve deneyimlerin aslında bu iki kelimenin ötesinde yattığını görebiliriz. Bir adam düşünün ki uzun vadede hayatını belirli “törencikler” doğrultusunda yaşayabiliyor. Kahve, çay, alkol, sigara, kafein ve seks gibi küçük ayrıntılarda saklanan “mutluluk” kıvılcımlarına ihtiyacı var, onlar olmadan yaptığı her şey bir tür eksiklik olarak kabul edilecek, günlük yaşantısında kendisini motive eden bütün karakterler çığlık atarak “Bir an önce bizi bulmalısın!” feryatları arasında şekil alacaktı.

“Drug” kelimesinin tam olarak karşılığı olmaması, belki de toplumların “zihin karıştıran karakterlerle” nasıl tanışıp nasıl etkileşmiş olduklarıyla ilgilidir. Başka ifadeyle, Batı’nın gözünden daha çok “oryantal kültürlerin mistik dünyası” şeklinde algılanan Doğu kültürü ve aynı şekilde, zamanında Hayat dergisinin uzun bir süre için “Batı’nın çılgın eğlencesi LSD!” şeklinde algılanan lisan, kültür ve ahlaki değerlerin nasıl tartılıp algılandığı meselesidir. Yer, zaman ve toplumların içinde bulunduğu sosyo-ekonomik durumlar, bir şekilde karşı karşıya kalınan “drug” dünyası karşısında çeşitli yaşam tarzları üretmekte ve tüketmektedir.

Toplam altı başlık altında değerlendirilen High Society sergisi, belki de insanların bir takım bağımlılık ve ihtiyaçlara karşı ne kadar meraklı, zaaf durumunda bulunmaktan aslında rahatsız olmayan ve hayatlarımızın içinde ne derece etkin bir konumda bulunduğunu söylüyor. Başına fes takmış bir tırtıl nargilesini içmeye devam etsin, “drug” dünyasının aktif bir şekilde tavana vurması ve alt kültürleri en güzel yerlerinden yakalayıp bir 60’lar kültürü yaratması açısından, içine kapsayabileceğimiz Hare Krishna felsefesinin Batı’yla tanışması, Nudist Groups, Jesus Freaks ve Groupies gibi “dönemsel ve kısa vadeli” anların self-experimentation bölümüne konulması çok zevkliydi.

Öte yandan mesleği “psychedelic researcher” olan Thomas Lyttle, bizleri blotter art olarak tanımlayabileceğimiz akımın içine sokuyor. LSD ile aynı yasak maddeyi içeren ve zamanında Asyalıların resim çizmek için kullandığı bir tür kâğıdın şans eseri ressamları sarhoş etmesiyle ortaya çıkan başka bir hikâye.

High Society, toplumların ortak alışkanlıkların farklı dönem ve geçmiş deneyimleriyle bir şekilde bir araya gelebileceğini söylüyor, Alice in Wonderland masalıyla da veda ediyor.

High Society: http://www.wellcomecollection.org/whats-on/exhibitions/high-society.aspx

1 yorum: