9 Mayıs 2010 Pazar

Volunteers



Binlerce insanı melezleşen bir toplumda bir araya getirseniz ve görüntüyü gittikçe tepeye götürüp resmin “romantik” kısmına bakarsanız ancak “görünenin yalanına” kanıp hayatın aslında iyiye doğru gidebileceğini düşünebilirsiniz. Ya da evinizde duran bir bayrağın motiflerine bakıp sabaha kadar mastürbasyon da yapabilirsiniz, ama ertesi akşam uyandığınızda sakın ellerinizi iyice yıkamayı unutmayın, çünkü bir gece kimliğinize ziyarete gelecek insanların evinizi pis bulmasını istemezsiniz. Makaleye doğru adımlarımızı değişim halinde bulunan uyuşturucuların dedikodu yaptığını ve az önce kahvesini şehrin en iyi yerinden içen zihni açık bir gencin ne denli korkutucu fikirlere sahip olduğunu, hayata karşı kustuğu sözlerin ana referansının aynı şekilde az önce dinlediği Volunteers şarkısında saklı kaldığını bilerek atalım.

İçine kapanmaya başlayıp bir daha zor açılacak bir kuşağın ilk gölgeleri Volunteers albümünde yatıyor. Albümün görsel boyutu insanın aklında dışarıya çıkıp sağ elleri havaya kaldırmayı teşvik etse de, bahsetmekte olduğum büyük resmin acıklı illüzyonundan başka bir şey değildir. Jefferson Airplane’i eleştirmek, inanın Bob Dylan’ın neden Woodstock’a gelmediğine kızıp sorgulamak kadar zor bir şey. Derinlerde yatan kızgınlığın üç rengini sorgulamak da gereksiz bir şey olur, bu yüzden Grace Slick, Paul Kantner ve Marty Balin’in bir el çırpması ile psychedelic türünden vazgeçmelerini bir kenara koyup ilerlemeye devam edelim.

Herhangi bir temsil etme iddiasının dışında tartıştığımızı hatırlatarak Vietnam Savaşı’nın salt anti-militer bir karşı kültür yaratmadığını, tıpkı bir hayalet gibi beraberinde kabaran bir aidiyet duygusunun da oluştuğunu ve hayata karşı güvenli bir ortam yaratma anlayışı içinde “sığınak” görevi yapmış uyuşturucuların, yerini başka sığınaklara devrettiğini bilelim. Bu sığınakların başında bayrak anlayışının gelmesi 60’ sonlarında yaşanan gereksiz bir “panik olma” duygusudur. Bir başka ifadeyle, Washington’da, Vietnam’dan ülkelerine geri dönmesini isteyen insanların LSD atıp üç rengin ne kadar parlak göründüğünü fark etmeleri ve akımın içine dâhil ettikleri bu anlayışın aslında “evrensel anlayışı” kısırlaştırdığını düşünüyorum. Bir akımın mensubu olduğunu hisseden bireyi motive eden terimlerin zamanla şekil değiştirdiğini çok iyi bilen Jefferson Airplane, Volunteers albümünü çıkarıp Woodstock’dan ne kadar memnun ayrıldıklarını söylediklerinde, tıpkı Dylan’ın neden gelmediğini sorgulamamak gibi, başımızı eğip kendimize karşı bir şekilde açıklamada bulunmamalıyız.

Jefferson Airplane’da görülen bu tutum değişimine, birbirinden incecik bir çizgide ayrılan iki görüşten birine dayanarak ilerleyebiliriz. Birincisi, Airplane tayfasının“sembol” konumunda bulunduklarını kabul ederek uyuşturucuların eskisi kadar müzikal boyutuna girmediklerini, ondan ziyade pratik hayata kayan akımın Dünya’ya karşı beslemeye başladığı bir protesto karnavalına dönüşmesidir. İkincisiyse, uyuşturucu ve bayrak anlayışının pek de yan yana gidememesinin yarattığı sorundur. Belki de bunu hisseden ama aldığı uyuşturucu yüzünden bir farkındalık yaratamadığı bu ikilemin tek çözümü gene Vietnam’a haykırmaktan geçmektedir. Ve bir anlamda Jefferson Airplane tayfasında görülen değişimin kökleri burada yatıyordur.

68’de Space Odyssey filminin gösterime girmesi ve hemen bir sene sonra Ay’a ayak basılması ve tabii ki alınan uyuşturucuların hikâye boyunca kapakta yer edinmesi müziği etkilemekle beraber, seri boyunca “psychedelic” dediğimiz ve zamanla bir “yan akımdan” ana akım haline gelmiş türün Jefferson Airplane tayfasında kırılıp yerini “folk” türüne bırakması, bu açıdan ilginçtir. Bayrak unsurunun çok da üzerinde durmak istemiyorum, ama albümlerinin kronolojik düzeninde ilerlediğimiz zaman ve grubun “tam kadro” olarak son kez çıktığını Volunteers albümünde varsaydığımızda, insanın aklına bunca “psychedelism”den sonra neden birden “folk” türüne yöneldikleri geliyor. Değindiğim gibi, dinleyicinin karşısında bir “sembol” konumunda bulunmaya başladıysanız, işler bir şekilde eskisi kadar sade, öz ve romantik bir ilerlemede gelişemiyor. Dönemin gidişatı grupların müzikal tercihine yansıdığı zaman sinirlenmekte haklıyız, bir grubu nasıl tanıdıysak kariyerlerinde aynı şekilde ilerlemelerini bekliyoruz. Sanırım bu da biraz dinleyicinin “özgür bölgesini” yansıtıyor, “Biz daha iki sene önce haplarımızı dilimizin altında bekletiyorduk, şimdi bayrak mı açalım?” açıklamasının altında yatan şımarıklığın vazgeçilmez prosedürüdür.

Evet, Jefferson Airplane’in gerçek renklerini psychedelic yorumlarında görürüz, zira albümün birinci kısmı ilk şarkısı “We Can Be Together” “Volunteers” parçasının b-side’ı olarak albümde yerini almıştır. Enstrümantal tercihleri “Volunteers” parçası gibi tıpa tıp aynıdır ama sözler farklıdır. Psychedelic unsurlara rastlanılır ama “folk” baskındır ve bu baskınlık albüm boyunca devam edecektir. Paul Kantner’in “Up against the wall motherfucker!” sözlerini sıkıştırması da Rock tarihinde kırılan tabular içerisinde en etkin olaylarından biridir.

İkinci parça “Good Shepherd” fark edildiği gibi gene tarım hayatıyla içli dışlı bir yaşam tarzını Rock dünyasına tanıtan ve folklorik yorumlarla melezleşen bir toplumda “bir araya” gelme çağrısında bulunabilen başka bir Jefferson Folkplane şarkısıdır.

Üçüncü parça “The Farm”, gene folklorik ve geleneksel bir lisanın ışığında ilerleyen bir parçadır. Crosby Stills and Nash’in ilk albümünde yer alan ve kanımca bir yere varmayan “country” yorumlar baskındır.

İkinci kısım, ikinci parça lezzetinden doyum olmaz Crosby Stills Nash and Young’ın “Wooden Ships” parçasının başka bir yorumudur. Parçayı David Crosby, Stephen Stills ve Paul Kantner üçlüsü yorumlamış, Kantner sözlerini değiştirerek Grace Slick’e güzel bir olanak sağlamıştır. Ama orijinali tabii ki bununla kıyaslanamaz.

Ve son parça “Volunteers”, bir sembol şarkısı olmakla beraber, aslında makale boyunca çıkış yolunu bulmaya çalıştığım bu “dönüşümün” çığlığı, başkaldırışın ve son nefesin en etkin parçasıdır. Hatırlatmakta fayda var, Marty Balin bir kış günü dışarıdaki çöp arabasının üzerinde yazılı olan “Volunteers of America” yazısını gördükten sonra sözleri bir çırpıda yazmış ve ardından yatağında yatan iki kızla seviştikten üç ay sonra Grace Slick ile yaptıkları çocuğu kucağına alarak hayatın gerçekten iyi bir yere doğru gideceğini düşünebilmiş midir?

Go Ask Alice.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme